APOLLON ( PHOEBUS )
Bu yazı 26 Kez okundu
yazan:eLmiRa

Gün ışığının parlak tanrısı olan Apollon, Yunanlılara göre kendini güneÅŸ ile göstermektedir. Babsı Zeus, ışığın geldiÄŸi yer olan gö yüzü, annesi karanlık gece Leto’dur. Eos (Åžafak) her sabah gecenin koynundan çıkarak ; günün parlak saatlerinin efendisi, güneÅŸin tanrısı Apollon’un geldiÄŸini müjdeler. Apollon’un doÄŸuÅŸu ise şöyle olmuÅŸtur.

Keos ile Phoebe (Parıltı) nın Leto adlı güzel bir kızları vardı. Zeus ona görür görmez aşık olmuÅŸtu, Hera bu kızın kendi kocasından çocuk beklediÄŸini öğrenince kızcağıza yapmadığını bırakmadı. Yer tanrıçası Demeter’e Leto’ya doÄŸum yapması için yer vermemesini rica etti. Ve doÄŸum tanrıçası Eilethyia’nın da Olympos’tan aÅŸağı inmesine izin vermedi. Zeus sevdiÄŸi kadına yardımcı olabilmek için bir çakıl taşı olarak gökten, yüzen bir adanın kıyısına kumların üzerine düştü ve adayı denizin derinliklerinde bir kayaya baÄŸladı. Leto yorgunluktan bitkin bir halde bu adaya ulaÅŸtığında Åžunları söyledi..

“Ey ada bana acı ve çocuÄŸumu dünyaya getirmek için bana yer ver, eÄŸer sen benim oÄŸlumu göğsüne basar, kayaların arasında barındırır, ona bir tapınak yaparsan, sen ÅŸenlenecek, zenginleÅŸeceksin. Çünkü karnımda taşıdığım Tanrı için halk buraya akın akın kurban kesmeye gelecektir.

Adanın üzerinden eserek geçen rüzgarda ona cevap vermiş:

“Leto, için rahat etsin, senin oÄŸlunu alacağım, yalnız doÄŸuracağın çocuÄŸun daima bende kalması için onu kandıracağına dair bana söz ver.

“Namusum ve ÅŸerefim üzerine söz veriyorum demiÅŸ Leto.

DoÄŸum aÄŸrıları ile kıvranan kadının etrafın tanrıçalar sardı, onun bir an evvel kurtulamsını istiyorlardı. Bu sırada İris kindar Hera’nın hilelerini alt üst edip, doÄŸum tanrıçasını Olympos’tan kaçırarak adaya indirdi. Apollon uzun bir sevinç çığlığı atarak, ışığın içinden doÄŸdu, Themis Olympos’tan aÅŸağı indi ve yeni doÄŸan yavruya Amrosia ve Nektar sundu.

Parlak Apollon ilahi içkiyi içer içmez, annesinin sardığı kundak kımıldanması ile yırtıldı, gümüş kemer parçalandı, altın işlemeli bağlar kendi kendilerine kırıldılar, düştüler ve parlak yüzlü Tanrı hemen bağırdı

“Bana ahenkli sesler çıkaracak bir Lir getiriniz. Bir elimede ok ve yay veriniz, mucizeler göstermek istiyorum”

Bukle bukle saçları olan Apollon bunları söyleyerek kendi adasının kısır toprağı üzerinde yürümeye başladı. Batığı yerlerden neşeli çiçekler baş kaldırıyor, otlar bitiyor ve ada baştan başa cennet kesiliyordu.

Doğumundan dört gün sonra tanrı Apollon kuvvetini göstermek istedi. Parmossos dağında bir mağarada büyük bir yılan yaşıyordu. Bu yenilmez başa çıkılmaz ejder o bölgeyi kasıp kavuruyor, insanları parçalıyor, yiyor sürüleri yok ediyordu.

İyilik seven ve herkesin yardımına koÅŸan Apollon, memeleketini bu beladan kurtarmak istedi. Bir gün yanan bir meÅŸale ile yayını, okunu aldı. Sapa yoldan yavaşça bu korkunç ejder’in ini bulunan maÄŸaraya doÄŸru ilerledi. Oraya gelince, elindeki meÅŸaleyi havada salladıktan sonra inin tam aÄŸzına attı. Duman yüzünden canavar ininden dışarı çıktı. Apollo hızla uçan ve her ÅŸeyi delip geçen okunu fırlattı, havada uçan ok gidip ejder’e saplandı.

Can acısından korkunç sesler çıkaran hayvan, kocaman gövdesini sürüyerek ormana daldı. Sonra kıvranarak öldü. Fakat ejderi öldürmekle tanrılığına leke sürdüğüne inanan Apollon kendini cezalandırmaya karar verdi. Tanrıların töresine göre bu kirden temizlenmesi gerekiyordu, bunun içinde Apollon kendi kendini sürgün etti ve tam dokuz yıl boyunca Tanrılara özgü özelliklerinden vazgeçerek, basit bir insan gibi Tesalya kralının hizmetçiliğini yaptı, atlarını otlattı, öküzlerini güttü. Bu sürgün senelerinde Apollon sürüyü beklerken Lir çalar, şarkı söylerdi. O kırların saf, tertemiz havasıyla öyle güzelleşti ki tanrılar bile onun çobanlığını kıskanır olmuşlardı.


 
Bu yazı Pazar, 01 Haziran 2008, 03:52 tarihinde Haberler kategorisi altında yayımlandı. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.