|
Özcan itiraf etti: Fahriye Evcen’a aşığım
Bu yazı 5,032 Kez okundu yazan:admin
Åžu sıralar Özcan Deniz aÅŸkıyla gündemde olan Fahriye Evcen bakın iliÅŸkisi hakkında neler dedi? BaÅŸrolü Tolga Sayışman’la paylaÅŸtığı “AÅŸk Tutulması” adlı bir filmin çekimlerine baÅŸlayan Fahriye Evcen, sette çok özel açıklamalarda bulundu. Åžu sıralar Özcan Deniz aÅŸkıyla gündemde olan genç oyuncu, “DoÄŸru adamı sonunda buldum. Özcan’la daha ilk karşılaÅŸmamızda birbirimize aşık olduk” dedi. Almanya’da doÄŸup büyümüşsünüz, ama dikkat ettim de çok güzel Türkçe konuÅŸuyorsunuz… - İlkokulda dört yıl Türkçe dil eÄŸitimi aldım. Babam Türkçe öğrenmemize çok özen gösterdi, ülkemizden, dilimizden ve dinimizden kopuk yaÅŸamamızı asla istemedi. Almanya’da nerede yaşıyorsunuz? - Solingen’de doÄŸup büyüdüm. Ailem hálá orada yaşıyor. Solingen denilince akla ilk olarak 1993 yılında yaÅŸanan ve beÅŸ Türk’ün hayatını kaybettiÄŸi kundaklama olayı geliyor. Hatırlıyor musunuz o olayı? - Evet… Solingen’de yaÅŸayan Türk sayısı çok azdır. Sanırım bu kundaklama için de orası bilinçli olarak seçilmiÅŸ. Ben 1993 yılında 7 yaşındaydım. Çok fazla bir ÅŸey hatırlamıyorum. Sadece kundaklanan evin bizim oturduÄŸumuz yere yakın bir yer olduÄŸunu, bu durumun ailede sıkıntı yarattığını biliyorum, o kadar. Bir de babamın evde ciddi önlemler aldığını hatırlıyorum. Ne gibi önlemler? Almanya’da sosyoloji-psikoloji eÄŸitimi alırken tesadüfen tanıştığınız Oya AydoÄŸan vasıtasıyla oyuncu olmaya karar verdiniz. Oya Hanım sizi teÅŸvik etmese bu iÅŸlere hiç bulaÅŸmayacak mıydınız? - Aklımda oyuncu olmak yoktu. Tiyatro eÄŸitimi almak istiyordum ama televizyonda bir ÅŸeyler yapmak hiç aklıma gelmemiÅŸti. Oya Abla “Gel dene, çok baÅŸarılı olursun” deyince denemek istedim. Olacağı varmış, oldu. Açıkçası ayağıma bir ÅŸans geldi ve ben bunu deÄŸerlendirdim. Ailem de destek olunca “Denerim, olmazsa dönerim” dedim ve okulumu bir yıllığına dondurup tek başıma İstanbul’a geldim. Buraya geldiÄŸinizde iÅŸiniz hazır mıydı? - Tabii. İbrahim MertoÄŸlu “Asla Unutma” dizisini yapıyordu. O diziye 10’uncu bölümde girdim. 13 bölüm oynadıktan sonra dizi bitti. Biter bitmez ben de Almanya’ya dönmeye karar verdim. Neden? - İşi çok sevmiÅŸtim. Ama sonrasında ne yapacağımı bilmiyordum. BaÄŸlı olduÄŸum bir ajans yoktu. Önümü göremiyordum. Bir iÅŸ olursa geri gelirim düşüncesiyle uçak biletimi aldım. Gitmeme iki gün kala Abdullah OÄŸuz’un ajansından bir menajer ile tanıştım. O menajer burada kalmamı, güzel iÅŸler yapabileceÄŸimi söyleyince Abdullah OÄŸuz’un “Acans” ÅŸirketiyle çalışmaya baÅŸladım. Ondan sonra “Hasret” dizisini çektim. Her ÅŸey arka arkaya oldu. “Hasret”ten sonra da “Yaprak Dökümü” baÅŸladı. Tabii “Yaprak Dökümü” hayatınızın dönüm noktası oldu. - Öyle oldu, evet. “Yaprak Dökümü” benim için okul oldu. Dizinin her bölümünde kendimi geliÅŸtirdiÄŸimi gördüm. Mutlu oldukça iÅŸimin üzerine bir ÅŸeyler daha katmaya çalıştım. Kattım da… GeldiÄŸim nokta bana bunu gösteriyor. Meslektaşınız Tuba Büyüküstün, ilk öpüşme sahnesinin “Çemberimde Gül Oya” dizisinde olduÄŸunu ve çekimden önce yapımcının ailesinden izin aldığını söylemiÅŸti. Siz de “Yaprak Dökümü”nde bu ilki yaÅŸadınız. Ailenizden izin alındı mı? - Aileme sormadım ya da sormadılar, ama ben haber verdim. “Åžu bölümde böyle bir sahne var, haberiniz olsun” dedim. Onlar da bana “Olması gerekiyor mu? Gerekiyorsa tabii ki yapacaksın. Sonuçta iÅŸinin bir parçası” dediler. Ben de buna çok dikkat ederim. EÄŸer o öpüşme ya da seviÅŸme sahnesi filmi bir yere taşımıyorsa asla yapmam. Ama o sahne hikayenin önemli bir noktasındaysa ve hikayeyi bir yere taşıyorsa, bunu reddetmek çok amatörce bir davranış olurdu. Ben bir ÅŸey duydum Fahriye Hanım, bir yapımcı sizden isminizi deÄŸiÅŸtirmenizi istemiÅŸ, doÄŸru mu? - Evet, doÄŸru. Fahriye çok eski bir isim olduÄŸundan, bir yapımcı bana ismimi deÄŸiÅŸtirmeyi isteyip istemediÄŸimi sordu. İstemedim. Çünkü Fahriye benim anneannemin adı. Çok da güzel bir anlamı var. Fahriye, Osmanlı döneminde ÅŸairlerin kendini övdükleri ÅŸiirlere denirmiÅŸ. Ben bunu öğrendikten sonra ismimi çok sevdim. Hiç de deÄŸiÅŸtirmeyi düşünmedim. Peki… Siz ilk “Cennet” filmini çektiniz. O psikolojik bir dramdı. Åžimdi romantik-komedi tarzında çekilen “AÅŸk Tutulması” filminde rol alıyorsunuz. Bu teklifi kabul etmenizdeki en önemli etken ne oldu? - Romantik-komedi tarzında bir film olduÄŸu için kabul ettim. Bağımsız filmler, sanat filmleri, çok doÄŸrular, çok güzeller. Ben bu filmlerin çok daha iyilerini de yapacağımıza inanıyorum. Komedi anlamında belki doÄŸruları bulamadık ama yapılan iÅŸler de kendi içlerinde baÅŸarılıydı. Sonuç olarak bir oyuncunun kendini bu alanda kısıtlamasını çok doÄŸru bulmuyorum. Ben yolun çok başındayım. İki yıldır bu iÅŸi yapıyorum. Her ÅŸeyi tatmak istiyorum. Beni bundan birkaç yıl sonra aksiyon filminde, dramda, komedide, bağımsız bir filmde de göreceksiniz. O yüzden “AÅŸk Tutulması” çok doÄŸru bir film. Her ÅŸeyden önce romantik-komedi tarzında uzun yıllardır film çekilmiyordu. Bu ÅŸans benim ayağıma geldi, deÄŸerlendirdim. Filmde iÅŸkolik bir sigortacıyı canlandırıyorsunuz, deÄŸil mi? - Evet. Haddinden fazla iÅŸkolik bir kız Pınar. Senaryo elime ilk geldiÄŸinde bu kızın komedi tarafı sıfırdı. Filme baÅŸlamadan önce onu biraz deÄŸiÅŸtirdik. Åžimdi ortaya çok eÄŸlenceli bir karakter çıktı. Takım tutar mısınız ya da futbolla ilgilenir misiniz? - Futbola karşı bir ilgim yok. Takım da tutmam. Ama milli maçları heyecanla izlerim. FanatiÄŸi olduÄŸunuz bir spor ya da baÅŸka bir ÅŸey var mı? - Basketbol. Fanatik olmak, bir ÅŸeyi çok sevmek, bir ÅŸeye çok aç olmaksa, bir de felsefe diyebilirim. Filmde fanatik Fenerbahçeli bir gence aşık oluyorsunuz. Aslında bu film, futbol aÅŸkıyla birlikte tutkulu bir aÅŸkı da anlatıyor. Ve sevgiliye duyulan aÅŸk, sonunda futbol aÅŸkından daha ağır basıyor… - Evet. Karşı cinse duyulan aÅŸk, futbolu, fanatikliÄŸi, yani her ÅŸeyi ezip geçiyor. Futbol, kadın ve araba… Size göre bir erkek için hangisi vazgeçilmezdir? - Buna şöyle cevap vermek istiyorum. Üç tür erkek vardır aslında. Kadını sadece seks objesi olarak gören erkek, araba, futbol gibi büyük tutkuları hep birinci planda tutan erkek, bir de kendi içinde çok duygusal olan, kadına deÄŸer veren erkek vardır. Filmde Tolga Sayışman’ın canlandırdığı UÄŸur karakteri, sadece futbolla ilgilenen, baÅŸka hiçbir hayatı olmayan bir erkek tipi. Hayatında annesi ve kız kardeÅŸinden baÅŸka kadın yok. Babası olmadığı için onlara baba gibi davranan bir çocuk. O yüzden de kadınlara hep kız kardeÅŸi veya annesi gibi davranıyor. Onları sürekli korumaya çalışıyor. UÄŸur’un tek deÅŸarj olduÄŸu ÅŸey ise futbol. Sadece orada mutlu oluyor. Tamam ama ben ÅŸunu soruyorum: Size göre bir kadın, tutkulu bir aÅŸk, bir erkeÄŸi her ÅŸeyden vazgeçirebilecek güce sahip midir? - Tabii ki. Bunu UÄŸur karakterinde çok net göreceÄŸiz. Futbol fanatiÄŸi bir gencin, aşık olduktan sonra nasıl deÄŸiÅŸtiÄŸini izleyeceÄŸiz. Futboldan baÅŸka hiçbir hayatı olmayan bu çocuÄŸun karşısına öyle bir kadın çıkıyor ki, ona futbol dahil herÅŸeyi unutturuyor. Kadın ve aÅŸkın, her ÅŸeyi deÄŸiÅŸtirebilecek, kötülüklükleri yok edebilecek bir gücü olduÄŸu doÄŸru. Yani dünyayı kadınlar mı yönetsin? - Bunu daha birkaç gün önce arkadaşımla konuÅŸtuk. Dünyayı bir kadın yönetse, gerçekten her ÅŸey çok farklı, çok renkli olabilir. Bütün sorunlar, kavgalar güzel bir ÅŸekilde çözümlenir diye düşünüyorum. Kadının ve aÅŸkın böyle bir gücü var, özellikle de erkekler üzerinde. AÅŸkla uzaktan yakından ilgisi olmayan erkeklerin, tutkulu bir aÅŸkla nasıl deÄŸiÅŸtiklerini, nasıl bambaÅŸka bir erkek olduklarını çok gördüm. Daha 22 yaşındasınız, öyle tutkulu bir aÅŸk yaÅŸadınız mı bilmiyorum, ama acaba bir erkeÄŸi aÅŸkınızla deÄŸiÅŸtirmiÅŸ olabilir misiniz? - Benim öyle çok flörtüm olmadı. Fakat ÅŸunu söylemek isterim, ben bir erkeÄŸi alışkanlıklarından vazgeçirmeye çalışmam. EÄŸer bu anlamda çaba göstermem gereken bir erkekse, ben o erkekle zaten beraber olmam. Beraber olduÄŸum erkek benim çizgimdedir ve onda çok fazla deÄŸiÅŸtirmem gereken ÅŸey yoktur. Ufak tefek törpülemeler yaparım, o kadar. Onun dışında bir insanın çok net olan alışkanlıklarını deÄŸiÅŸtirmeye çalışmam. Çünkü o erkek hiçbir zaman istediÄŸiniz kıvama gelemez. Size sadece ÅŸunu söyleyebilirim ki, 22 yaşındayım ve ÅŸu güne kadar aÅŸkı gerçekten buldum diyemem. Bugüne kadar bulmamıştım. Ben çok ince elerim. İliÅŸkiyi yaÅŸamak için yaÅŸamam. Bu çok yanlış. AÅŸkta, bir ÅŸeyleri oldurmaya çalışırsan, asla mutlu olamazsın. İlk anda bir ÅŸeyler hissediyorsan, o öyle devam ediyor. İşte o ilk anda bir ÅŸeyler hissedebileceÄŸin insanı bulmak çok zor. Her ÅŸeyi ile doÄŸru insanı bulmak bugüne kadar benim için de zordu. DoÄŸru kiÅŸiyi bulmak bugüne kadar zordu diyorsunuz. Bugün doÄŸru birini bulduÄŸunuza inanıyorsunuz galiba… - Evet, inanıyorum. ÖZCAN’LA BİRBİRİMİZE İLK GÖRÜŞTE AÅžIK OLDUK Özcan Deniz, birkaç gün önce gazetecilere güzel bir iliÅŸki yaÅŸadığınızı açıkladı. Nasıl tanıştınız kendisiyle? - Bu konuda çok fazla konuÅŸmak, detay vermek istemiyorum. Sonuç olarak Özcan’la çok güzel bir iliÅŸkim var. Kendisinin yaptığı açıklamalara aynen katılıyorum. Fakat ÅŸunu söylemek isterim ki, biz çok uzun zamandır birbirimizi tanımıyoruz. Kısa bir süre önce tesadüfen tanıştık. Bu kısa süreye göre birbirimizi çok çabuk ve çok iyi anladık. Önemli olan da budur. Yani bir ÅŸeyleri oldurmaya çalışmadık. Daha ilk karşılaÅŸmamızda zaten bir ÅŸeyler oldu. O anda olduÄŸu için devam etti. DediÄŸim gibi bir süredir çok güzel ÅŸeyler yaşıyoruz. İnÅŸallah bunu devam ettiririz. Çünkü çok güzel ÅŸeyler paylaşıyoruz. Siz de “AÅŸk Tutulması” yaşıyorsunuz… - Evet. Ben bugüne kadar böyle bir ÅŸey yaÅŸamadım. Åžu an yaÅŸadığım ÅŸeyler çok güzel ve beni çok mutlu ediyor. Allah nazardan saklasın. İyi ki Özcan’ı tanımışım diyorum. (Hürriyet)
Bu yazı
PerÅŸembe, 03 Temmuz 2008, 22:33 tarihinde
Yasamin Icinden kategorisi altında yayımlandı.
Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz.
Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.
“Özcan itiraf etti: Fahriye Evcen’a aşığım” için 2 Yorum
|
|
||||||||||||||||||


YORUM YAZ
Favorilerinize ekleyin!