Bir Adalet Yılmaz!.. (Yaşanmış Olay)
Bu yazı 487 Kez okundu
yazan:admin

Yaşlı kadın yatağından kalktı. Sabah ezanının insan ruhuna huzur veren sesi oda içinde yankılanıyordu. 88 yaşından beklenmeyecek bir çeviklikle pencereye doğru yöneldi. Pencereyi açması ile birlikte odaya ezan sesi ile birlikte baharın güzel kokusu ve kuş cıvıltıları doluştu.
Penceresinden gözüken Kurtuluş Parkına bakarak yaşlı ciğerlerine sabahın ılık esintisi ile doldurdu.  Abdestini aldı, sabah namazını kıldı. Mutfağa yöneldi. Çayla birlikte bir iki lokma bir şeyler atıştırdı.
Oturma odasına yöneldi. Eski bir fiskos masasının yanındaki koltuğuna ilişti.
Masanın üstü çerçeveler ile doluydu. Bir tanesine uzandı, camının üzerinde titreyen parmaklarını dolaştırdı.
Çerçevenin içindeki fotoğrafta İstiklal madalyalı kara yağız bir adamla, makyajsız olmasına rağmen güzelliği göz alan bir kadın birbirlerine bakarak gülümsüyorlardı.

YaÅŸlı kadın ‘Günaydın Anne, Günaydın Baba’ dedi. Usulca yerine koyduÄŸu çerçeveye bir bakış daha attıktan sonra baÅŸka bir çerçeveyi eline aldı.
Bu siyah beyaz fotoÄŸrafta da subay üniformalı bir adamla bir gelin yan yana duruyorlardı.  YaÅŸlı kadın çerçeveyi titreyen dudaklarla öptü. ‘Günaydın Kocacığım’ dedi. Kadın bu çerçeveyi de bıraktıktan sonra üçüncü ve son çerçeveye uzandı.
Artık gözlerinden yaÅŸ damlıyordu. FotoÄŸraftaki biri erkek diÄŸeri kız çocuklara bakıp ‘Günaydın Evlatlarım’ dedi.
Tüm çerçevelere kısaca göz atıp  ‘Sizleri, hepinizi çok özledim’ dedi.

Gözlerinde biriken yaÅŸları sildi. Artık aÄŸlamak için bile yaÅŸlı hissediyordu kendini. Ağır ağır  doÄŸrulduÄŸu koltuÄŸundan eski telefonuna doÄŸru yöneldi. Ağır ağır numaraları çevirdi. Karşısına çıkan adama ‘Bir taksi istiyorum’ dedi ve adresi verdi. Kapısını kilitleyip, apartman merdivenlerine yöneldi. Yıllarca çekmediÄŸi zorluk kalmamıştı ama ÅŸimdi bu merdivenler hayatının en büyük engeli olmuÅŸtu. Ağır ve dikkatli bir biçimde iniyordu.

 Sabırsızlanan taksi ÅŸoförünün çaldığı korna sokağı inletiyordu. ‘Patlama be adam’ dedi. Nihayet taksiye binebildi.
 ’Teyze hoÅŸ geldin’ dedi 25-30 yaÅŸlarındaki ÅŸoför. ‘Nereye gidiyoruz?’
Kadın kısa bir sessizliÄŸin sonunda ‘Tüm bir gün beni taşırmısın?’ diye sordu.
‘Sana 500 lira veririm.’ 
Adam küçümser bir gülümseme ile, ‘Mal sahibi benden her gün 500 lira istiyor teyze’ dedi.

Kadın gülümsedi

‘O zaman sana 650 lira vereceÄŸim ne dersin?’

‘Kurtarmaz ama senin güzel hatırını kırmayayım. İlk önce nereye gideceÄŸiz?’

‘Anıtkabir’e’

‘Anıtkabir’e mi?

‘Evet’

‘Tamam teyzeciÄŸim’

‘YaÅŸ kaç teyzeciÄŸim?’

‘Seksen sekiz’

‘MaÅŸallah Allah uzun ömür versin teyzeciÄŸim’

‘Allah saÄŸlıklı mutlu ömür versin oÄŸlum’

‘Haklısın teyzecim’

Taksi Anıtkabir’in kapısına gelmiÅŸti. Åžoför ‘TeyzeciÄŸim geldik’ dedi. Dalgın görünen kadın ‘Evladım burada yardımına ihtiyacım var’ dedi. ‘Benimle gel’ Adam ÅŸaşırmıştı. ‘Tabii teyze’ dedi. KuÅŸkulu gözlerle ‘Bizi buraya alırlar mı?’ diye sordu.

O ana kadar dalgın ve yorgun görünen kadın, bir anda irkildi. Gözlerinden ateÅŸ fışkırarak ‘Ne demek almamak? Sen daha önce hiç gelmedin mi buraya?’ dedi

‘Hayır’

‘Kaç yıldır Ankara’da yaşıyorsun?’

‘Ben Ankaralıyım teyze. DoÄŸma büyüme’

‘Ee o zaman’

‘Ne bileyim bir kez okulla gelmiÅŸtik bayramda. Bayram olmayınca burası kapalı sanıyordum ben’

Kadın sinirli bir şekilde kafa salladı.

Şoför utanmıştı. Mozoleye çıkan  mermer merdivenlere kadar konuşmadılar. Merdivenlere geldiklerinde Şoför kuşkulu bir şekilde

‘Nasıl çıkacaksın Teyze?’ diye sordu.

‘Her ay nasıl çıkıyorsam öyle’

‘Her ay geliyormusun?’

‘Evet’


Uzun bir uğraşla merdivenleri çıktılar. Mozoleye doğru ağır ağır ilerlediler. İçerisi çok serindi. Şoför büyük bir azimle yürümeye çalışan kadının koluna girmişti. Kadının nefes alışları sıklaşmıştı. Nihayet mozolenin önüne geldiler. Kadın şoförün kolundan ani bir hareketle kurtuldu. Çantasını açtı. Tek bir karanfil çıkardı. Mozoleye doğru ilerledi. Çiçeği mozoleye koydu.  Şoför şaşkınlıkla olayı seyrederken kadının ağzından şu sözlerin döküldüğünü fark etti.
‘Hayatım boyunca sana verdiÄŸim sözü tutmak için çalıştım’. Ağır ağır geriye çekilen kadın ellerini açıp Fatiha okumaya baÅŸladı. Åžoför kısa bir ÅŸaÅŸkınlığın ardından ona katıldı. Kadın bir anlık suskunluktan sonra, ‘Hadi gidelim’ dedi.

Geldiklerinden çok daha ağır bir şekilde arabaya döndüler. Şoför kadının durumundan endişelenmeye başlamıştı.
‘Yoruldun mu Teyze’ dedi.
 Kadın sustu.
Bir süre suskunluktan sonra ‘Evet hem de çok yoruldum’ diye cevapladı.

‘Nereye gidiyoruz?’

‘Bankaya’!

Åžoför  arabasındaki kadının herhangi biri olmadığını anlamıştı. Bu yaÅŸlı kadının Atatürk’e verdiÄŸi söz ne olabilirdi? En sonunda dayanamadı.

‘TeyzeciÄŸim bir ÅŸey sorabilirmiyim?’

‘Sor bakalım evladım’

‘Anıtkabir’de Atatürk’e bir söz verdiÄŸinizi söylemiÅŸtiniz. O söz nedir?’

‘Uzun hikaye evladım’

‘Olsun be teyze anlat ne olur’

‘Ben lisedeyken bizim okulumuza gelmiÅŸti Atatürk. Beni de ona çiçek vermek için seçmiÅŸlerdi. ÇiçeÄŸi verdiÄŸimde bana ismimi sordu. Bende ‘Adalet’ dedim. Bunun üzerine ‘Ne güzel ismin varmış’ dedi. ‘Okulu bitirince ne olacaksın’ dedi bana. HemÅŸire dedim. Oda ‘Güzel meslek ama bence sen Hakim ol ismine çok yakışır’ dedi. Ben kadından hakim olmaz ki dedim. KaÅŸlarını çattı, ‘Sen istedikten sonra olur. Senden söz istiyorum hakim olacaksın’ dedi .’

‘Sen ne dedin peki?’

‘Mustafa Kemal emretmiÅŸ ne denir? Söz verdim.’

‘Peki olabildin mi Adalet Teyze?’

‘Evet ben Cumhuriyetin ilk kadın hakimlerindenim.’

‘Vay be. Sende ne hikaye varmış Adalet Teyze’

‘Herkesin bir hikayesi vardır evladım. Herkesin hikayesi de kendine göre deÄŸerlidir. EÄŸer insanların hikayelerini bilip anlayabilirsen insanlara daha anlayışlı davranabilirsin’

‘Haklısın  Adalet Teyze. Bu banka mı gelmek istediÄŸin’?

‘Evet’!

‘Yardım edeyim mi? Bende geleyim mi?’

‘Hayır. Sen burada bekle lütfen.Bu arada adın neydi evladım?’

‘Osman teyzeciÄŸim’

‘Tamam Osman. Beni 45 dakika kadar sonra buradan al olur mu?’

‘Tamam teyzeciÄŸim’!

            Adalet hanım bankadan içeri girdi. Osman öğlen saatinin geldiğini
fark edip yemeğe gitti. Yemek boyunca Adalet hanımı düşündü.
‘Kim bilir neler yaÅŸamış, neler görmüştür’ diye düşündü. Tam vaktinde bankanın önündeydi. Adalet hanım 15 dakikalık gecikme ile geldi.

            ‘HoÅŸ geldin Hakim Teyze’

            ‘Çok uzun zamandır bana Hakim denmemiÅŸti.’

            ‘HoÅŸuna gitmediyse söylemeyeyim?’

            ‘Yok aksine hoÅŸuma gitti. SaÄŸol’

            ‘Nereye gidiyoruz?’

            ‘SeyranbaÄŸlarına’

            ‘Tabii’

            ‘Hakim Teyze çok yer gezmiÅŸsindir sen’

            ‘Tüm Anadolu’yu karış karış gezdik rahmetli kocamla’

            ‘Ne iş  yapardı amca?’

            ‘Subaydı.’

            ‘Ne zaman vefat etti?’

            ‘1952′de’
 
            ‘Çok olmuÅŸ.GençmiÅŸ’

            ‘Kore savaşında ÅŸehit oldu.’

            ‘Allah rahmet eylesin Hakim teyze’

            ‘ SaÄŸol’

            ‘SeyranbaÄŸları’na geldik nereye gideceÄŸiz?’

            ‘SaÄŸa sap. İkinci binanın önünde dur.’

            ‘Tamam.Buyur Hakim Teyze.Geleyim mi ben’

            ‘Yok bekle burada’

            Osman beklemeye başladı. Bir ara merak etti. Binanın uzaktan
görünen levhasına baktı. ‘SeyranbaÄŸları Kız YetiÅŸtirme Yurdu’ yazısını okudu. Anlam veremedi. ‘Bu kadın burada ne yapar ki?’ diye düşündü.

            Yarım saat sonra Adalet hanım göründü. Yanında orta yaşlı kibar
bir hanım vardı. Adalet hanımı arabaya ağır ağır bindirdi. Kadın ‘Adalet Hanım size ne kadar teÅŸekkür etsek azdır. Her zaman yanımızdasınız. Kızlarda sizi çok seviyor. Ne olur arayı çok uzatmayın. Yine gelin’ dedi.

Adalet hanım, buÄŸulu gözlerle ‘İnÅŸallah. Kızlara selamımı söyleyin. Bende onları çok seviyorum. Onlara iyi bakın’ dedi.

            Araba hareket etti.

            ‘Nereye Hakim Teyze?’

            ‘Hemen iki sokak öteye’

            Osman iki sokak ötede bu sefer başka bir binanın önüne park etti.
Bu binada da ‘Ankara SeyranbaÄŸları Huzurevi’ yazıyordu.

            ‘Bekle beni’

            ‘Tabii Hakim Teyze’

            Yine 1 saate yakın bir bekleyişin sonunda bu sefer etrafında bir çok
yaşlı kadın ve adamla çıkageldi Adalet Hanım. Sarılıp
öpüştükten sonra oradan ayrıldılar. Osman dikiz aynasından Adalet Hanım’ın gözlerinden akan yaÅŸları fark etti.

‘İyi misin Hakim Teyze’

‘İyiyim Osman. Eski dostları görünce insan bir hoÅŸ oluyor’

‘Nereye gidiyoruz?’

‘Cebeci Asri Mezarlığına’

‘Tamam’

‘Teyze nerelisin sen?’

‘Aydın Sökeliyim. Babam orada pamuk ekerdi. Annem ev hanımıydı. Sonra KurtuluÅŸ Savaşı oldu. Babam savaÅŸa gitti. Söke iÅŸgal oldu. Biz daÄŸlara kaçtık annemle. Saklandık daÄŸ köylerinde. SavaÅŸ bitince Söke’ye döndük. Allah’a Şükür Babam’da saÄŸ salim döndü savaÅŸtan.’

‘Sonra ne oldu?’

‘Liseye Aydın’a gönderdi babam. Orada Atatürk’le karşılaÅŸtım. Sözümü tutmak için İstanbul’a gittim. Hukuk fakültesine girdim. Orada rahmetli eÅŸimle karşılaÅŸtım. O Harbiye’de okuyordu o zaman. Mezun olunca evlendik..’

‘ÇocuÄŸunuz var mı?’

‘Bir kızım bir oÄŸlum vardı.’

‘Neredeler ÅŸimdi?’

‘OÄŸlum dışiÅŸlerinde çalışıyordu.’

‘Ne güzel’

‘1978′de Fransa’da  Ermeniler öldürdüler.’

‘Üzüldüm Hakim Teyze. Başın saÄŸ olsun. O da babası gibi ÅŸehit oldu yani’

‘Evet. Åžehit babanın ÅŸehit oÄŸlu. Allah kimseye evlat acısı vermesin.’

‘Amin. Ya kızın?’

‘O eÅŸi ve çocukları ile İzmit’te yaşıyordu. Öğretmendi. 1999′da depremde hepsi vefat ettiler.’

‘Allah rahmet eylesin.BoÅŸ boÄŸazlığımla üzdüm seni Hakim Teyze kusura bakma’

‘Sanki sormasan aklımdan çıkıyorlar mı evladım.Sen üzülme saÄŸol’

‘Geldik Teyze’

‘Tamam evladım. Al iÅŸte paran artık gidebilirsin.’

‘Hakim teyze buradan nasıl döneceksin? Ben seni bekleyeyim eve bırakayım.’

‘Yok beni alacaklar buradan’

‘Hakim Teyze bu para fazla. Kusura bakma ben sana yalan söyledim.
Taksinin sahibi benden 350 lira bekliyor. Affet beni. 350 ‘yi  ona veririm. Gerisi kalsın.
Bende para istemem. Bugün senden aldığım hayat dersinin parasal karşılığı yok zaten.’

‘Çocukların var mı?’

‘İki tane ellerinden öperler.’
Taksinin güneşliğinden çocuklarının resimlerini çıkarıp gösterdi.

‘Adları nedir?’

‘Kemal ve AyÅŸe’

‘OÄŸlumun adı da Kemaldi.’

SessizliÄŸin ardından Osman’ın elindeki parayı ittirdi Adalet Hanım..

‘Onlara bir ÅŸeyler al benim için. Onları okut. Ama yalansız, dolansız, çok çalışarak helal lokma ile büyüt ve okut.
 Atatürk’ün bana yaptığı gibi içlerindeki gücü fark etmelerini saÄŸla.
Bir de vatanını, milletini sevmelerini öğütle onlara.’

Osman Adalet Hanımın ellerine sarılıp öptü. Ona iyi evlatlar yetiştireceğine söz verdi.
Adalet hanım mezarlığın kapısından ağır ağır içeri girerken; Osman yaşlı gözlerle onu izliyordu.
Hayatının en büyük dersini kendisi küçücük, yüreği yaşadığı acılara rağmen kocaman ve güçlü bu yaşlı kadından almıştı.
Osman arabasını mal sahibine götürmeye karar verdi. Bu gün daha fazla çalışamazdı.

Ertesi gün Ankara’da garip bir yaÄŸmur yağıyordu. Sanki gök delinmiÅŸti. Osman taksiyi mal sahibinden almış, duraÄŸa gelmiÅŸti.
Çay ocağının yanında duran gazeteyi aldı. İlk sayfadaki haberlere göz gezdirdi.
Siyaset doluydu gazete. Hiç anlamazdı. Sıkılıp adli olayların yer aldığı üçüncü sayfayı açtı. Taksiciler arkadaşları ile ilgili kötü haberleri genellikle oradan alırlardı.
Göz gezdirirken bir haber dikkatini çekti:
 ’Dün gece geç saatlerde Cebeci Asri mezarlığında  bulunan cesedin Cumhuriyet tarihinin ilk Kadın Hakimlerinden Adalet YILMAZ’a ait olduÄŸu belirlendi. Adalet YILMAZ’ın bulunduÄŸu yerdeki mezarların eÅŸine ve oÄŸluna ait olduÄŸu belirlendi. YILMAZ vefat ettiÄŸi gün bankadaki tüm parasını çektiÄŸi, bu parayı ikiye bölerek SeyranbaÄŸları’ndaki bir kız yetiÅŸtirme yurdu ile bir huzurevine bağışladığı belirlendi. Polis, Adalet YILMAZ’ın mezarlığa ölmek için gittiÄŸini düşünüyor.’

Osman bir anda sarsıldı. Gözyaşlarına engel olamıyordu. Taksici arkadaşları hiçbir şey anlamadılar.
Bir daha da hiç anlatmadı Osman bu yaşadıklarını.
Herkesin tek bildiÄŸi Osman’ın bardaktan boÅŸanırcasına yaÄŸan yaÄŸmur altında
 ’Gökler bile sana aÄŸlıyor’ diyerek aÄŸladığıydı.

Nuriye ÖZDİNÇER


Åžerefle bitirilmesi gereken ,
En asil görev, hayattır.
Bir lokma ekmek için,
Şerefini çiğnetmeye;
Bir anlık eğlence için,
Servetini tüketmeye;
Bir zamanlık mevkii için,
El ayak  öpmeye;
Günlük menfaatler için,
Onurunu terketmeye,
Bir kısım insanlara kızıp;
Tüm insanlara düşman
 Olmaya değmez bu hayat.

 


 
Bu yazı Pazartesi, 20 Ekim 2008, 22:39 tarihinde Atatürk, Tarih kategorisi altında yayımlandı. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.