Aşk Kalplerde Saklıdır
Bu yazı 39 Kez okundu
yazan:CaRoLiNe_
Bir masal gibi geçti çocukluÄŸum. Mutlu ve bir o kadar çabuk… OlabildiÄŸince neÅŸeli günler yakaladım o zamanlarda. ÇocukluÄŸumu doyasıya yaÅŸadım en güzel oyunlarla. Tatlı ve sevecendi her ÅŸey bana göre. Ailem ve arkadaÅŸlarım benim en güzel dünyamdı onlar. Bir gün bir aile daha yerleÅŸti bizim karşı binamıza. Daha da sevinmiÅŸtim yeni bir arkadaşım olacak diye. Çünkü duymuÅŸtum ki bir çocukları varmış onlarında. Gün oldu o da çıktı dışarıya. Biz oynarken yanımızdan geldi geçti dosdoÄŸru yoluna devam etti. Yüzü gülmüyordu. Oyunumuz bittikten sonra kızlarla sohbete daldık yine. Yeni gelen çocuk hakkında konuÅŸtuk çoÄŸunlukta. Her kız deÄŸiÅŸik bir ÅŸeyinden bahsediyor onun. Birisi kumral saçından, diÄŸeri koyu kahve gözlerinden… Ama kimse anlaşılan onunla konuÅŸmamış ki nasıl bir karaktere sahip olduÄŸunu söylemediler bile. Onları dikkatle dinledim ve eve gidince farkettim ki bu çocuÄŸu gerçekten çok merak ediyormuÅŸum. Onunla konuÅŸmak için ne yapmam gerekir diye düşündüm. NeÅŸeli ve bir o kadar sıcakkanlı biri olmama raÄŸmen yine de bir utangaçlık söz konusu oldu bir anda. İlk önceleri buna bir anlam veremedim açıkcası. Bir kaç yıl gerekmiÅŸ bunun için…Henüz daha ortaokul sona gidiyordum. Okul oldukça neÅŸeliydi gerçekten. En tatlı ve en masum anılarımı da orada yaÅŸadım. Bizim mahalleye taşınan o çocukta bizim karşı sınıfımıza gitmeye baÅŸladı. İlk önce evimin sonra da sınıfın karşısındaydı artık. Bir yol bulup konuÅŸmak istiyordum. Ama nasıl olacak? Hiç bir fikrim yoktu. Bir kaç gün böyle sorularla geçti günlerim. Sonra ki günlerden bir gün onun sınıfı ve bizim sınıfımız birlikte yarış yapmaya karar vermiÅŸ. Yarış ise voleybol ve futboldan oluÅŸan 2 etapta gerçekleÅŸecekti. O gün çok heyecanlanmıştım. O ve ben karşı karşıyayım ama bu defa farkı konuÅŸma ihtimalimin yüksek olmasıydı. Yarış günü geldiÄŸince belirlenen takımlar voleybol sahasına çıktı. Åžans bu olmalıydı ki o da voleybol takımındaydı ve bende! Gerçekten mutluydum. Ama düşünmediÄŸim bir ÅŸey vardı o karşımdayken nasıl oynayabileceÄŸim. Durup dururken böyle saçma bir soru nerden takılmıştı aklıma hiç bilmiyorum. O sadece bir arkadaÅŸ deÄŸil miydi benim için. Sadece ulaÅŸmak için utandığım bir arkadaÅŸ. Bu kadar mıydı diye düşünmeme fırsat kalmadan oyun bir anda baÅŸladı ve bizde koÅŸuÅŸturmaya baÅŸladık elbette. Oyun çekiÅŸmeli ve bir o kadar güzel geçiyordu. İki takımda eÅŸitti. Ve onunla ikimizde oyunun sonuna kadar takımdan ayrılmadık. Son dakikalar ve ÅŸanslar önümüzdeydi. Oyunun ateÅŸine o kadar kaptırmışım ki son vuruÅŸu yaparken onunla yüzyüze geldiÄŸimi son anda farkettim. Bir an için iyi ki son anda farkettim diye düşündüm. Çünkü önceden farketseydim o son sayıyı biz deÄŸil onlar kazanacak ve bizim takımda benim yüzümden yenilecekti. Bu düşüncemin sebebi ise ona baktığım anda gerçekten tuhaf bir ÅŸey hissetmemden kaynaklanıyordu. Oyundan sonra herkes birbirini tebrik etmiÅŸti ve onunla el sıkışırken çok mutlu olduÄŸumu hissettim. O anda beni tebrik ederken gülümsüyordu yüzü ve bu çok güzeldi. GülümseyiÅŸi harikaydı. O gün onunla beraber eve gittik. Yol boyunca o gün ki yarışlardan bahsettik ve bolcana gülüştük. O günün en güzel yanı onun gülümseyiÅŸlerini görmekti benim için. Ondan sonraki günler her sabah onunla okula gittim. Onunla beraber giderken okul yolu o kadar çabuk biterdi ki anlam veremezdim buna. Yıllar hızla geçiyordu ve biz çok iyi iki arkadaÅŸ olmuÅŸtuk. ArkadaÅŸ evet hala arkadaÅŸ diye isimlendiriyordum bu yakınlığa. Bilmiyordum çünkü içimde gizlenen duyguyu ta ki o güne kadar.

Lise sonu okuyorduk ve oldukça heyecanlıydık çünkü üniversitenin yolları yakındı artık. Günler bu heyecanla geçerken bir gün sınıfa yeni bir öğrenci transfer oldu. Çok güzel genç bir kızdı transfer olan öğrenci. Sınıfta ki bütün erkekler onun peÅŸinde koÅŸmaya baÅŸladı. Oysa benim en iyi erkek arkadaşım ona bakmadı bile. Günlerden bir gün bu kız bizim yanımıza geldi ve bizimle konuÅŸmaya baÅŸladı. Arkadaşımın yanına oturdu ve birden elindeki kalemi aldı. O anda içimi bir korku sardı. Kalbim acıdı. Anlam veremedim o anda. Sonra biraz daha konuÅŸtuktan sonra yanımızdan ayrıldı. O gün eve dönerken kız bizimle vedalaÅŸtı ve elimizi sıktı. Onun elini sıkarken yine kendimi kötü hissettim. Önceden bir kız onun elini sıksa veya yanlışlıkla dokunsa alınmazdım. Düşündüm bunu gecelerce… Lise sonun son günleriydi herkesi bir vedalaÅŸma telaşı ve ayrılık hüznü almıştı. Bende üzülüyor bir yandan da seviniyordum. Hem üniversiteli olacaktım hem de… Hem de neydi?

Lise bitmiÅŸti sonunda ve biz artık üniversiteli iki gençtik. Aynı okul ama farklı dallarında okuyorduk. Üniversite hayatı normal öğrencilik hayatından daha deli doluydu. Daha geniÅŸ bir çevremiz olmuÅŸtu. Onun da benim gibi çevresi geniÅŸlemiÅŸ ve daha az beraber olmaya baÅŸlamıştık. Daha sonraları onu daha az görmenin bana daha fazla acı verdiÄŸini anladım. Okula beraber gittiÄŸimiz bir gün, kız arkadaÅŸlarından bir kaçı yanına gelerek onunla konuÅŸmaya baÅŸladılar. O an ne kadar gülümsesem de içimde tarifi olmayan bir hüzün vardı. Yıllardır içimde ki bu tuhaf duyguyu anlamaya çalışmıştım. Sonunda farkına varmıştım. Bir kaç yıl kadar geç olsa da… Onu seviyordum ama bir arkadaÅŸtan da öte bir sevgili olarak seviyordum. İlk konuÅŸtuÄŸumuz da ki duyguların anlamını anlıyordum artık. Lisede ki o kızın ona dokununca neden içimin acıdığını ve onu göremeyince ne kadar üzüldüğümü anlıyordum. Bunu anladıktan sonra onunla daha fazla zaman geçirmek için elimden geleni yapmaya çalıştım.

Sabah, öğlen, akÅŸam hep onunla zamanımı geçirmek için uÄŸraÅŸtım. O da bundan keyif alıyordu çünkü ne desem kabul ediyor hatta bana, o çenebaz arkadaÅŸlarından uzak tuttuÄŸu için teÅŸekkür ediyordu. Günler olabildiÄŸinden güzel geçiyordu. Eskisi gibiydik, çocukluk yıllarında ki masum gülüşlerin olduÄŸu anları yaşıyorduk yine. Sadece bir ÅŸey farklıydı. İçimdeki gülümsemenin aÅŸk olduÄŸunu sadece ben biliyordum. Bunu ona söylemeye çekindim. Gözlerine bakarken bile utandım vazgeçtim. Defalarca, defalarca ve dafalarca… Sandım ki tek ben seviyordum onu… Çünkü bana bir tek kelime bile etmiyordu aÅŸka dair. Üzüntü kaplıyordu geceleri içimi. Ona aÅŸkımı söylememek bir yana, onun beni sevmediÄŸi düşüncesi gerçekten kötü etkiledi. AÅŸkımı içimde saklamak ve ne olursa olsun daima onun gülen yüzünü görmek istiyordum. Bir kaç yıl daha böyle geçti.

Bir gün tedavisi olmayan bir hastalığa yakalandığını öğrendim. Kendimi bir anda uçurumun kenarındaymış gibi hissettim. Her ÅŸeyin bir sonu olduÄŸunu biliyordum ama o daha çok gençti ve bir daha gülümseyiÅŸini göremeden ben de bir dünya da yaÅŸayan bir ölü olacaktım ondan sonra. KeÅŸke diyordum o yaÅŸasa ben ölsem. Bir yolu olsa keÅŸke… Yoktu hiç bir yolu yoktu. Tedavisi olmadığı için ve hastalığın artık son haddine geldiÄŸi için sayılı günleri kalmıştı. İlk önce okuldan ayrıldı ve ailesiyle zaman geçirmeye baÅŸladı. Daha sonraları iyicene eve kapandı. Dermanı yoktu gezmeye. Bense o senemi dondurup zamanımın hepsini onunla geçirmeye baÅŸladım. Her gün gülüyorduk. Her gün, her gün…

Günlerden bir gün ve ben aÄŸlıyordum. Yalnız ben deÄŸil herkes. Bir tek o deÄŸil… Zaten hep onun gülmesini istiyordum. Bir kez bile aÄŸlamasını deÄŸil. Yakışmıyordu ona aÄŸlamak yakıştıramıyordum. Onsuzken onun odasına bile girmekte zorlanıyordum. Bir kaç gün geçmiÅŸti onun gittiÄŸinden beri. Ve odası aynı kalmıştı. Belli ki annesinin yüreÄŸi el vermemiÅŸti odasına girmeye. Etrafı sessizce dolandım. Bakındım resimlerimize. Gülen resimlerimize. Tanıştığımızdan sonra ne kadar da çok resim çektirmiÅŸiz hiç farketmemiÅŸim. Birbirimize hediye ettiÄŸimiz kitaplara daldı gözüm. Tutamadım gene gözyaÅŸlarımı ve aÄŸlamaya baÅŸladım. Yatağına doÄŸru gittim ve yastığını aldım sıkıca sarıldım. O kokuyordu… Ne kadar çok seviyormuÅŸum oysa onu. Ne kadar zormuÅŸ bu ayrılık.

Yastığının içinde bir hışırtı duydum. Yastığın bezini alarak içine baktım. İçinden bir mektup çıktı. Oysa annesi her iki günde bir deÄŸiÅŸtirirdi çarÅŸaflarını. Belli ki onu bu iki gün içinde gizlice koymuÅŸtu. İçimde bir hüzün ve tuhaf bir merakla aldım mektubu. Üstünde benim adıma olduÄŸu yazılıydı. Daha da bir garip oldum. Ellerim titreyerek açtım zarfı ve yavaşça okumaya çalıştım. Çalıştım çünkü gözyaÅŸlarım gözlerime perde indirmiÅŸti adeta. İlk tanıştığımız günden beri olan eÄŸlenceli anıların hepsini yazmıştı. Okurken bir yandan da gülümsüyordum. Anıların o hoÅŸ tadı gülümsetiyordu beni. Ortaokul sonra lise ve üniversite hayatında ki en önemli yanlarını yazarak bana anlatmaya çalışmış. Mektubun sonlarına doÄŸru kendimi ÅŸaÅŸkınlıktan alamadım. Beni o ilk tanışmamızdan beri sevdiÄŸini ve yıllar boyunca bu sevginin artarak büyüdüğünü söylüyordu. İnanmak istiyordum ama inanamıyordum. Neden bana söylemedi diye içimden geçiriyordum o anda. Mektuba devam edince anladım neden olduÄŸunu… Bu hastalığın çocukluktan beri olduÄŸunu ve yaÅŸamının sonuna kadar da sadece bir umutla devam edeceÄŸini yazmıştı. Bir umut sadece… Tedavisi yoktu ve hayat devam ediyordu. Gün gelince saÄŸlığı ona nerede dur diyorsa orada hayatı bitecekti. Ve bu yüzden bana asla sevdiÄŸini söylemediÄŸini de yazmıştı. Bundan dolayı nasıl acı çektiÄŸini de satırlarında şöyle belirtmiÅŸti:

“Üniversite hayatımın en güzel günlerini seninle geçirmek istiyordum ama hastalığın son zamanları olduÄŸunu öğrendim ve senden uzaklaÅŸmaya çalıştım. Ben uzaklaÅŸsam da sen benden uzaklaÅŸamıyordun. Beni sevdiÄŸini biliyordum ama yapamazdım… Ölüyordum günden güne… Anladım senden uzakta olamayacağımı ve her günü seninle geçirdim. İnsan ölümün kıyısında yalnız sevdiÄŸiyle olunca umut ediyormuÅŸ hayat adına. Umudum sendin, yalnız benim için umut denen ÅŸey geçerliliÄŸini yitirmiÅŸti. Ölüyorum sevdiÄŸim… Bir kez olsun gözlerine bakıp Seni Seviyorum diyemeden… Benden sonra da o güzel gülümseyiÅŸini eksik etme. Seni Seviyorum ve sonsuza dek seveceÄŸim.”

Son mısralar da artık dayanacak gücüm kalmamıştı. Sonra zarfın içinde bir de resim olduğunu farkettim. Benim gülümseyen bir resmimi koymuştu zarfın içine. Resmin arkasında ise Seni Seviyorum yazılıydı.

Onunla en güzel gülümseyişleri görüp en unutulmaz anıları yaşamışız. Yıllarca aşkı kalplerde yaşayıp gözlerde okumuşuz. Birbirimize sevgi sözcüklerini söyleyemeden ise ayrılığa düşmüşüz. Bunların en acısı ise o olmadan bu dünyada yaşamakmış.


 
Bu yazı Pazartesi, 02 Haziran 2008, 00:41 tarihinde Haberler kategorisi altında yayımlandı. Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz. Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.