|
NAMAZ KILAN MEMURLAR
Bu yazı 56 Kez okundu yazan:admin
Atatürk döneminde namaz kılan memurların işlerinden atıldığı kesin olarak yalandır. Ordunun başı olan rahmetli Fevzi Çakmak, yardımcısı Orgeneral Asım Gündüz namaz kılarlardı. Atatürk döneminde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı olan Abdülhalik Renda, cuma namazlarını Hacı Bayram Camisi’nde kılarlardı. Yıl 1930. Atatürk, Fevzi Çakmak’la birlikte yurt gezisine çıkıyor. Yolculuk trenle yapılıyor. Atatürk, Fevzi çakmak’la baş başa vermiş ülke işlerini görüşüyor. Dalkavukluğuyla tanınan bir milletvekili içeri giriyor. Ata’nın kulağına gizli bir şeyler söylüyor. Atatürk birden kaşlarını çatıyor ve Fevzi Paşa’ya dönerek “Paşam, lütfen beni izleyiniz, arkadaş bir haber getirdi birlikte inceleyelim.” diyor. Atatürk ile Çakmak Cumhurbaşkanlığı maiyet erkanının vagonuna geçiyorlar. Atatürk vagonun kapısını hafifçe açarak Fevzi Paşa’ya gösteriyor. Yüksek rütbeli bir subay vagonda namaz kılmaktadır. Atatürk, vagonun kapısını kapadıktan sonra milletvekilinin yüzüne tükürüyor ve Mareşal Fevzi Çakmak’a diyor ki : “Paşam, bu adamın biraz önce kulağıma gizli bir şeyler söylediğini gördünüz. Bu adam, muhafız kıtasından yüksek rütbeli bir subayın vagonda namaz kıldığını gammazladı. Bu adam, namaz kılmayı kendi aklınca suç görüyor. Durumu size göstermek için buraya kadar zahmet ettirdim.”
Atatürk ilk istasyonda milletvekilini trenden indiriyor ve bir sonraki dönemde onu milletvekili seçtirmiyor. Peygamberimiz “Ölülerin kötülüklerini açıklamayınız.” buyurmuşlardı. Sözünü ettiğimiz milletvekili ölmüş olduğundan adını açıklamadık. Bu yazının yazarı Atatürk döneminde hem devlet memuru hem de din görevlisiydi. Camilerde minberde hutbe okur, kürsülerde dua ederdik. Niçin bize baskı yapılmadı? İşimizden atılmadık? Atatürk döneminde General Keramettin Kocaman, resmi general giysisiyle Teşvikiye Camisi’nde Kuran okurdu. Niçin emekli edilmedi? Cumhuriyetin ilk Diyanet İşleri Başkanı rahmetli Rifat Börekçi’den kaç kez dinledik. Rifat Börekçi bize şöyle söylemişti : “Ata’nın huzuruna girdiğimde beni ayakta karşılarlardı. Utanır, ezilir, büzülür, ‘Paşam beni mahcup ediyorsunuz.’ dediğimde ‘Din adamlarına saygı göstermek Müslümanlığın gereklerindendir.’ buyururlardı. Atatürk, kişisel çıkarları için kutsal dinimizi siyasete alet eden cahil din adamlarını sevmezdi.” Atatürk döneminde vaizlerin konuşturulmadığı sözleri de bir iftiradır. Tekkelerin kapatılmasıysa çok yerinde olmuştur. Bu tekkelerden bazıları işret, zina ve livata gibi İslam dininin kesin olarak haram kıldıklarına sahne olmuşlardır. Tekkeler kapatıldığında gerçek mürşitlerden Kenan Rafai aynen söyle buyurmuşlardı : “Tekkelerin kapatılması çok yerinde oldu. Tekke şeyhlerinin birçoğu cahildi. Şeyh demek yol gösterici (mürşit) demektir. Cahil bir insan yol gösterici olamaz.” İftira ve yalan en büyük günahlardandır. Kuran, “İftiraya cüret edenler, yalan söyleyenler mümin değildir.” buyuruyor. Atatürk’e dinsiz diye iftira edenler Kuran’ın ayetlerini inkar etmiş oluyorlar. Ayıptır, Atatürk’e dil uzatmayınız, Atatürk dönemini kötülemeyiniz. Türk ulusu Atatürk’ü tanır ve sever. Ercüment DEMİRER
Bu yazı
Pazartesi, 10 Kasım 2008, 17:14 tarihinde
Atatürk, Tarih kategorisi altında yayımlandı.
Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz.
Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.
|
|


YORUM YAZ
Favorilerinize ekleyin!