|
ATATÜRK VE TÜRK DEVRİMİ ÜZERİNE “GELİŞİGÜZEL” YAYIN YAPILMALI MI?
Bu yazı 24 Kez okundu yazan:admin
CAN DÜNDAR-MUSTAFA
Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarının kurduğu Türkiye Cumhuriyetini ve bu cumhuriyeti savunanların yok edilmeye çalışıldığı bir süreçte yeni bir ideolojik saldırıyla karşı karşıyayız. *Çanakkale Savaşı yok sayılıyor. *Kurtuluş Savaşı yok sayılıyor. *Mustafa Kemal Atatürk’ün bütün değerleri yok sayılıyor. *Mustafa Kemal’in silah arkadaşlarıyla kurduğu Türkiye Cumhuriyeti *Film içinde film. *Turkcell, sponsorluktan vaz geçiyor bazı nedenlerle. *Ermeni konferansına üniversitesinde izin veren Sabancı filme sponsor
Can Dündar’a ve yaptığı ‘Mustafa’ filmine doğru tanı konulmuştur: “Pek üstünde durulmadan (çaktırmadan) Atamızın gece hayatını, içkiyi seven, din karşıtı, demokrasi demesine rağmen en yakın dostarını bile ipe gönderebilecek bir diktatör olduğu ima ediliyor.” Can Dündar, “Sarı Zeybek” filmine de, daha ilk tümcesinde “Koca bir imparatorluğu yıkan adam ..” diyerek, yani gerçekte “övgü altında yergi” yaparak başlamıştı.
|
Sanki Osmanlı devletini Atatürk yıkmış gibi gerçeklere taban tabana zıt olan, ama Atatürk’ün gerçekleştirdiği Türk demokrasi devrimine düşman iç ve dış sömürgenlerden aferin almasını sağlayacak bir imada bulunmuştu.
Yeni filmi için kendisinin “Belgeselde, toprağını kaybetmiş ve bunun derin acısını yaşayan, kendisine yeni bir yurt kurmaya çalışan, nitekim bu konuda başarılı olan bir çocuğun öyküsü” diyen sözlerini, Misak-ı Milli’yi, sosyolojik, tarihsel, kültürel temelleri olan bir “Türk yurdu” değil de, ‘Selanik’in yitirilmesine karşı yapay olarak oluşturulan bir yurt’ gibi sunmaya yönelik, gerçekleri tepe-takla eden, ama bunu da yine ürkekçe yapan bir çaba sayabiliriz.
Bu yaklaşımla Atatük filmleri hazırlayıp yayınlamak, gerçekten büyük sorumsuzluk sayılmalıdır: Tarihe karşı, Türk ulusuna karşı ve yalnız Türk ulusunun değil, tüm insanlığın övünç kaynağı bir büyük düşünür-öndere karşı sorumsuzluk.
“Suret-i haktan görünüp”, gerçek dışı, yanıltıcı, demokrasi düşmanlarından “aferin” almaya yönelik yayın yapılması, düşünce ve yayın özgürlüğünün kötüye-kullanılması olarak görülmelidir.
Atatürk üzerine ve genel olarak Türkiye Cumhuriyetinin Türk Devrimiyle oluşan temel ilke ve kurumları üzerine yapılan yayınlar, Atatürk’ün “Basın ve yayın özgürlüğü” konusundaki uyarıları eşliğinde değerlendirilmelidir.
Bu uyarıları benim burada belirtmeme olanak yok.
Atatürk’ün günümüz Türkçesine aktardığım “YURTTAŞ İÇİN MEDENİ BİLGİLER” kitabının (CEM YAYINLARI) “ÖZGÜRLÜKLER” bölümüne bakılırsa, genellikle basın ve yayın araçlarının bugün içine düşmüş olduğu düzeyin etkenlerini ve bunlara karşı nasıl önlemler alınmak gerektiği bu uyarılardan çıkarılabilir.
Bir yanda, dünyanın dört kıtasından birçok tanınmış bilim, sanat, siyaset ve askerlik şahsiyetinin, 21. yüzyıla girerken, oy birliği ile Atatürk’ün tüm insanlık için kalıcı katkılarını dile getirmekten onur duyması (Bknz: DÜNYA DÜŞÜNÜRLERİ GÖZÜYLE ATATÜRK VE CUMHURİYETİ; T.İş Bankası Yayını)…
Bir yanda Can Dündar ve O’nun gibi yayınlar yapanların tutumu…
Ne diyelim, “YERE düşmekle cevher sâkıt olmaz kadr ü kıymetten”…
|
![]()
Rakım Çalapala mı Can Dündar mı? Prof. Dr. Özer Ozankaya
Bu yazı
Çarşamba, 29 Ekim 2008, 20:54 tarihinde
Atatürk, Tarih kategorisi altında yayımlandı.
Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz.
Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.
|
|


YORUM YAZ
Favorilerinize ekleyin!